17 Nisan 2026 Cuma ☀️ Kadıköy 15°C

İranlılar ABD'yle bir anlaşma olup olmayacağını merak ediyor

21 saat önce 2
İran'ın kuzeybatısında, karla kaplı sıradağlarla çevrili düzlüklerde badem ağaçları baharla çiçek açmış durumda.

Kırılgan ateşkesin gölgesinde otoyollarda daha fazla trafik ve memleketlerine dönen daha çok sayıda İranlı görülüyor.

Sınır kapısının Türk tarafında bekleme salonundaki beyaz saçlı bir bankacı bana "Oğlumla bir ay Türkiye'de kaldım" diyor.

Ateşkesin bitmesine bir hafta kala savaşta başına gelenleri, "Kuzeyde, yaşadığım şehirde İsrail ve Amerikan hava saldırıları çoğunlukla askeri hedefleri vurdu, evleri ve sivil altyapıyı değil" diye özetliyor.

Başörtülü yaşlı bir kadın da, "Biraz korkuyorum" diyor.

Yüzü endişeyle buruşmuş bir halde. Genç İranlıların çektiği acılardan kederle söz ediyor. Kalabalık yerleşim bölgelerine düşen mermileri, sokaklarda devriye gezen Besiç milislerinin tehditlerini anlatıyor.

Gözlerini yukarı kaldırıp "Her şey Allah'ın elinde" diye mırıldanıyor.

Diğer İranlılar yakın vadedeki sorunlara odaklanıyor.

Parlak kırmızı bir şişme ceket giyen ve örgü şapka takan genç bir kadın, "Elbette ateşkes sürmeyecek. İran asla Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyecek" diyor.

Daha sonra Türk gümrüğünden geçip, İran İslam Cumhuriyeti'ne girerken, yanımızdaki bir adama şu andaki sükûneti sorduğumda "Trump İran'ı asla rahat bırakmayacak. Bizi yutmak istiyor!" diye haykırıyor.

Havaalanları hala kapalı olduğu için başkente ulaşmanın tek yolu uzun bir kara yolculuğu. Bu yolculukta ABD'nin başkanı ve başkomutanı olan Donald Trump'ı düşünmemek zor.

Çünkü pırıl pırıl bahar güneşinde, yoldaki köprüleri gözden kaçırmak imkansız.

Kaynak, IRNA News Agency

Çarşamba günü Trump, İran'daki bütün köprüleri yok edebileceği uyarısını tekrarladı. Fox News'e konuşan ABD Başkanı Donald Trump, "Bütün köprülerini ve tüm elektrik santrallerini bir saat içinde yok edebiliriz" dedi ve "Bunu yapmak istemiyoruz" diye devam etti.

Başkente giden 12 saatlik yolculukta, araçlar artık dolambaçlı köy yollardan gitmek zorunda kalıyor. Çünkü kuzeydeki Tebriz kentini Zencan üzerinden Tahran'a bağlayan başlıca köprü geçen hafta füzeyle yıkıldı.

Sivil altyapının hedef alınması, uluslararası insani hukukun ihlali.

Olası savaş suçları konusunda uyarılar yapan hukukçuların sayısı artıyor. ABD ve İsrail ise, yalnızca askeri hedefleri vurduklarında ısrar ediyor.

Biz de vurulan bu hedefleri görüyoruz. Bunlar arasında Tebriz'in eteklerinde, Devrim Muhafızları'nın yerle bir edilmiş bir kışlası da var. Yıkıntıların arasındaki sütunların üzerine devasa bir bayrak asılmış. Bu bölgedeki diğer ordu ve polis üsleri ile fabrikalar da vuruldu.

7 Nisan'da Trump'ın "bütün bir medeniyet bu gece ölecek" şeklindeki kıyamet tehdidi, yüzlerce yıllık bir kervansaray olan, kemerli taş tavanları ve vitray pencereleriyle İran'ın zengin, binlerce yıllık medeniyetini yansıtan yol kenarındaki bir restoranda durduğumuzda akla geliyor.

Günümüz İran'ı da durduğumuz her yerde görülebiliyor. Bazı kadınlar örtünürken, her yaştan bazı diğer kadınların başları açık.

Bu, 2022-2023 Kadın, Yaşam, Özgürlük protestolarının getirdiği bir miras. Kadınlar, "örtünme" konusunda hala katı kurallar ve ağır cezalar olsa da, zamanı geri çevirmeyi reddediyorlar.

Fakat şu anda İran teokrasisi için örtünmeden çok daha acil meseleler var.

Otoyollara 1979 devriminden bu yanaki üç dini liderin portrelerinin yer aldığı yeni pankartlar asıldı. Ayetullah Ruhullah Humeyni, 28 Şubat'ta savaşın ilk saldırılarında suikasta uğrayan Ayetullah Ali Hameney ile halefi ve oğlu Mücteba Hameney.

Mücteba Hameney'in bu saldırıda ağır yaralandığı ve o zamandan beri kamuoyu önünde görülmediği, sesinin duyulmadığı belirtiliyor.

Bununla birlikte, bu yıkıcı savaşın ardından yeni bir siyaset ve güvenlik doktrini oluşturma çabalarında ve ezeli düşmanıyla İran'ın nükleer programı gibi eski sorunları çözmek adına uğraşlarda da rol oynadığı söyleniyor. Ayrıca İran'ın önemli deniz yolu Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü gibi yeni sorunlarda da...

15 Nisan Çarşamba günü, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance başkanlığındaki heyetin, İslamabad'da, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf liderliğindeki İran heyetiyle, kapalı kapılar ardında yaptığı 21 saat süren görüşmelerle ilgili daha fazla ayrıntı ortaya çıktı.

Kalibaf, Devrim Muhafızları'na yakın bir siysetçi. Sertlik yanlısı bir isim ve tek veya başlıca karar alacak yetkide olmasa bile, pragmatik bir figür olarak görülüyor.

Vance'in Pazar sabahı ülkesine dönmek için uçağa binerken, ABD'nin "son ve en iyi teklifini" masaya koyduğunu söylemesi sonrası, hem o hem de Trump, daha incelikli bir tablo sunan ve diplomasinin bitmediğini vurgulayan röportajlar verdi.

Kaynak, Abedin Taherkenareh / EPA/Shutterstock

Çarşamba günü İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, Tahran'ın sessizliğine son verdi ve İslamabad'da ele alınan konulardan bahsetti.

Açıklama Tahran'ın elde etmek istediklerinin bir kısmını yansıtıyor: "Savaşın tamamen sona ermesi, yaptırımların kaldırılması ve ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının yol açtığı hasarın tazmini."

Bu arada Washington'dan gelen haberlere bakılırsa, Amerikan tarafı da kırmızı çizgilerini ortaya koydu. İran'ın uranyum zenginleştirmemesi, zenginleştirme tesislerini kapatması, tüm yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmesi, Hürmüz Boğazı'nı açması ve Hamas ve Hizbullah da dahil olmak üzere bölgedeki vekil güçlerine yardıma son verilmesi.

Kaynaklar, Tahran'ın nükleer zenginleştirmeye 20 yıllık bir moratoryum talebini reddettiğini ve savaş başlamadan önce sunduğu beş yıllık teklifi koruduğunu söylüyor.

İran ayrıca, silah yapımına tehlikeli derecede yakın olan %60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu seyreltme yönündeki önceki taahhüdüne sadık kalmayı önerdi. Fakat 440 kiloluk yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoğunu teslim etme talebine karşı çıktı.

Trump'ın İran'ın hayati önem taşıyan petrol tankerleri ve diğer gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini engellemesine rağmen, Tahran herhangi bir geri adım işareti vermiyor. Fakat Trump'ın açıklamaları, İran'ın artan askeri ve ekonomik baskı altında yakında teslim olacağına dair yanlış inancını sergilemeye devam ediyor.

Çarşamba günü, İran'ın en yüksek operasyonel karargahının komutanı Ali Abdollahi, "Basra Körfezi, Umman Denizi ve Kızıldeniz'de ihracat veya ithalatı durdurmakla" tehdit edip, çıtayı daha da yükseltti.

Biz Tahran'a doğru hızla ilerlerken, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir'in uçağı, arabuluculuk çabalarını hızlandırmak, görüş ayrılıklarını gidermek umuduyla Tahran'a indi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD ve İran'ın yeni görüşmelerle ilgili müzakerelere devam ettiğini ve görüşmelerin yine İslamabad'da, Pakistan'ın arabuluculuğuyla yapılmasının beklendiğini teyit etti. İki haftalık ateşkesin uzatılacağına dair haberler de dolaşıyor.

Washington'dan gelen değerlendirmelere göre, Amerika'nın askeri anlamdaki savaşı veya en azından en şiddetli kısmı şimdilik sona ermiş olabilir. İran'da ise, ülkenin geleceğine dair farklı görüşlerine rağmen, insanlarda meseleleri günbegün ele alma duygusu hakim. .

Daha Nisan ortasındayız.

İranlılar, bu yıl içinde, binlerce kişinin ölümüyle bastırılan ülke çapındaki protestoları, henüz bitmemiş bir savaşı ve yaygın internet kesintileri de dahil kısıtlamaları yaşadı.

Birçok İranlı, bir anlaşmaya varılsa bile bunun en nihayetinde büyük zarar veren ambargoları kaldırıp, görmek istedikleri değişimi getirip getirmeyeceğini merak ediyor.

BBC'nin kıdemli dış haberler muhabiri Lyse Doucet, içeriklerin hiçbirinin BBC'nin Farsça Servisi'nde kullanılmaması şartıyla Tahran'dan haber yapıyor. Bu kısıtlamalar, İran'da faaliyet gösteren tüm uluslararası medya kuruluşları için geçerli.